YILIN REKTÖRÜ,YILIN RÖPORTAJI
Misal Haber - 22 Mart 2017 Çarşamba - 14:54:18
Misal Haber Röportaj / 20.11.2016 Türkiye’nin başarılı Rektörlerinden olan ve en son Türkiye Gençlik Konfederasyonu’nun Yılın Rektörü seçtiği ülkemizin en genç rektörlerinden olan Prof. Dr. Cavit BİRCAN ile birlikteyiz.

Öncelikle sizi tanımayanları düşünerekten, kendiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Cavit BİRCAN, 1971 tarihinde Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım, 1993 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bilim ve Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldum. 1995 yılında burs kazanarak Amerika Birleşik Devletleri’nde Ohio State Üniversitesi’nde yüksek lisans ve 1997’de de doktora eğitimime başladım, 2002’de ADÜ Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’ne Yardımcı Doçent olarak atandım ve 2006’da Doçent unvanı aldım. 2011 yılı itibariyle ise aynı bölümde Profesör olarak görev yaparak, gıda güvenliği, gıda kimyası ve gıda toksikolojisi alanlarında çalışmalar yaptım. 6 ay Rektör Danışmanlığı ve 2011’den itibaren 2 buçuk yıla yakın da Rektör Yardımcısı olarak görev yaptım, Avukat Hatice BİRCAN ile evli ve iki çocuk babasıyım.

Ayrıntılı Özgeçmişe linkten ulaşabilirsiniz:

http://akbis.adu.edu.tr/personelcv.asp?RegKey=A-0945

 

Üniversitemizde siz geldikten sonra atılan adımlardan kısaca bahseder misiniz?

Yaklaşık olarak 2 yıl önce ADÜ Rektörlüğüne atandım. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra atadığı ilk rektörler arasındayım. Üniversiteye yönetimini devraldıktan sonra her alanda birçok şey yaptık. Aydın kamuoyunda Üniversitenin Aydın halkıyla bütünleşmediği kanaati vardı. Ne yaparsak yapalım bu kanıyı değiştirmediğimiz sürece insanlar bizim yaptığımız/yapacağımız onca güzel şeyi görmek istemeyeceklerdi. Bu sebeple öncelikle Aydın’da halkındaki olumsuz ADÜ imajını değiştirmek için çalışmalar yaptık. İki yıldır yapılan sosyal kültürel etkinlikler sayesinde Aydın halkı üniversiteyi artık biliyor, tanıyor, üniversite ile birlikte adım atıyor en önemlisi artık halk üniversiteyi sahipleniyor. Tabi ki bu sadece sosyal kültürel etkinlikler olmadı. Araştırma Uygulama Merkezlerimizin Aydın’ın sosyo-ekonomik yapısına getirdiği katkılarla oldu. Bunun en somut örneğini Üniversite-sanayi iş birliklerdir. Sanayicilerimizle araştırmacılarımızı bir araya getirerek bunu sağladık. Sadece büyük sanayicilerle toplantılar yapmadık, Kobilerle, genç girişimcilerle de toplantılar yaptık. Merkez kampüste sadece fikri olan genç girişimcileri desteklemek için AİSYEM’i bir proje ofisi olarak tasarladık. Üniversitemizdeki Öğretim üyelerimizle girişimcileri bu ofiste bir araya getirerek projelerin hayat bulduğu bir ortam oluşturduk.

 

Adnan Menderes Üniversitesi ülkemizdeki 64. Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak ilan edildi. Göreve geldikten çok kısa bir süre sonra TEKNOKENT’imiz kuruldu ve resmi gazetede yayınlandı. Teknokent fiziki imkânların tamamlanması ardından Üniversite, sanayinin, esnafın, girişimcilerin yeni mekânı olacak.

 

Bir diğeri üniversite hastanemiz. Hasta giriş sayılarına bakıldığında Üniversite hastanesinin bölge hastanesi olma yönünde hızla ilerlediği görülecektir. Tedavi olmak için çevre illerden üniversitemize gelen hastalar gün geçtikçe artmaktadır. Aydın halkı artık hasta olduğunda İzmir’e Denizli’ye gitmiyor. Yeni açtığımız klinikler sayesinde çevre illerden hatta yurt dışından hastanemize gelen hastalar var artık.

 

Geride bıraktığımız iki yıl içinde dört yeni fakültemiz oldu. Bu fakültelerin açılması ciddi bir emek gerektiren bir süreçtir. Çok kısa bir süre sonra, merkez kampüsteki öğrenci sayımız ikiye katlanacak. Yaptığımız ek binalar ve diğer yatırımlar sayesinde kampüslerimizin fiziki yapılarının da değiştiğini göreceksiniz.

 

Sadece bu yıl Üniversitemize 13 bin öğrencinin kaydı yapıldı. Öğrencilerin tercihleri incelendiğinde Adnan Menderes Üniversitesi en çok tercih edilen sekizince üniversite olarak listede yer alıyor. Bu istatistikler sınava giren öğrencilerin ADÜ de eğitim almak istediklerini gösteriyor ki bu da ADÜ’nün bilinirlik oranının artığını gösteriyor.

 

Biliyorsunuz OHAL sürecindeyiz. 15 Temmuzda başlatılan darbe girişimi sonrası Aydın’da ilk somut ses sizden gelmişti gün yaşadıklarınızı ve düşüncelerinizi bize aktarır mısınız?

15 Temmuz darbe girişimini planlayan, buna kalkışan, buna içinden “oh be” diye bir an bile geçirmiş olan ve bu alçakça kalkışmadan medet uman herkesi lanetliyor ve kınıyorum. O gece ben olayı şöyle öğrendim. Evimde oturuyorum Ankara da ablalarım kardeşlerim var onlar aradı. Abi bir gergin hava var ortada bir şey oluyor dedi. Sakin olun diyerek kardeşlerimi teselli ettim. Ardından haberleri açtığımda Boğaziçi köprüsünün tek taraflı olarak askerlerce kapatıldığını gördüm. Ortalıkta ne olduğunu pek anlayamadığımız olayların üstüne köprünün de kapatılması üzerine, bu şerefsizler darbe yapmaya teşebbüs ediyor dedim. Biz daha önce onlarca darbe ve girişimi görmüş ve iliklerimize kadar yaşamış bir milletiz. O sebeple bilir ve anlarız. Hemen ekip arkadaşlarımı ve Aydın’da ki çeşitli idarecileri aradım. Bu konuda darbe olabileceği konusundaki hissiyatımı paylaştım. Daha sonrasında zaten televizyonlarda darbe kalkışmasından bahsedildi. Askerin havaalanlarını ve ana arterleri tuttuğu söyleniyordu. Telefon görüşmelerimden sonra ekip arkadaşlarımla meydanda buluşma kararı verdik. Biz bu kararı veridimizde daha Sayın Cumhurbaşkanımızın bir açıklaması yoktu. Doğal refleks olarak buna bir tepki koymamız gerekiyordu. Biz bu kararı aldıktan sonra sosyal medya hesaplarımdan “Darbe kalkışması varmış sizden korkan sizin gibi olsun diye bir paylaşım yaptım.” Daha sonrasından belki basından da takip etmişinizdir. “Seni de asacağız, sende bittin” gibi tehdit kokan tehdit mesajlar aldım. Biz bu tehditlerden yılacak, korkacak insanlar değiliz. Biz arkadaşlarımla birlikte meydanlara doğru hareket ederken sayın Cumhurbaşkanımız da bütün vatandaşları meydanlara davet etti. Zaten böyle bir durumda daha önceki darbelerde olduğu gibi evimizde oturup beklememiz düşünülemezdi. Elhamdülillah, milletimiz tek yürek olarak bu girişimi püskürtüldü.  O gün vatanına sahip çıkmak için meydanlarda canlarını veren tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

15 Temmuz sonrası FETÖ ile mücadele de ne gibi adımlar attınız? İleriye dönük planlarınız nelerdir.

15 Temmuz sabahında, 16 Temmuzun ilk saatlerinde biz ekip arkadaşlarımızla oturup ne yapacağımızı tartıştık ve karara vardık. Biz evimizin önünü süpürmekle yükümlüydük ve üniversitede bir tane FETÖCÜ bırakmayacaktık. Buna karar verdik. 18 Temmuz günü daha kanun hükmünde kararname çıkmadan hemen kendi içimizde araştırma komisyonu kurarak temizlik için düğmeye bastık. Üniversite içerisinde bir ihbar hattı oluşturduk. Daha sonra KHK çıkması ve devlet kanalından gelen bilgi akışıyla bizim yaptığımız çalışmalarla hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan, FETÖ ile doğrudan ilişkisi bulunanları tespit ederek gerekli mercilere bildirdik. YÖK’e bildirdik. Üniversitemizde 183 kişi hakkında inceleme soruşturma işlemi başlattık. Bunların bir kısmı YÖK onayıyla akademisyenlikten ihraç edildi. Büyük bir kısmı hakkında soruşturma işlemi devam ediyor.

 

İleri dönük planımızı sordunuz. Fetö ve tüm terör örgütleri ile mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz.

 

Üniversitenizde sadece FETÖ değil PKK sempatizanı ile bağlantıları olan akademisyenler hakkında bir işlem başlatıldı mı?

Bizim üniversitemizde PKK sempatizanı olduğunu düşündüğümüz kişiler var. Bunlardan bir kısmı zaten 1128 akademisyen bildirine attıkları imza ile kendilerini açık ettiler. Adnan Menderes Üniversitesinde o bildiriye imza atan üç akademisyenimiz vardı. Bu akademisyenler hakkında soruşturma açtık ve hemen açığa aldık. Şuan bu bildiriye imza atan üç akademisyenin de üniversitemizle ilişiği kesilmiştir.

 

15 Temmuz sonrası anlattıklarınız ve araştırmalarımıza göre FETÖ terör örgütüyle ekibinizle yürüttüğünüz çalışmalarda Türkiye’de ipi göğüsleyen bir üniversitesiniz. Bu bazı kesimlerin hoşuna gitmiyor olmalı ki aileniz ve ekip arkadaşlarınız üstünden size çamur atmaya başlamışlar.

Bana ve ekip arkadaşlarıma başlatılan seviyesiz saldırılar aslında FETÖ operasyonlarının öncesine dayanıyor. Bu saldırıların 1128 akademisyen bildirisi ile başladığını söyleyebilirim. Sonra bir öğretim üyemiz Bizans’ı övüp, Osmanlı devletini aşağılayan tiweet attı. Veteriner Fakültesinde görevli O öğretim üyesini açığa aldık. Sonrasında FETÖ konusunda onlarca kişiyi açığa aldık. Biz kişisel hesaplar gütmüyoruz. Bize böyle saldırılar yapıp, bizi farklı bir sahaya çekmeye çalışan, ayrıca seviyesiz bir üslup kullanan küçük hesaplar peşinde koşan insanlar var. Bizim bu küçük hesaplara ayıracak vaktimiz yok. Üniversitemizde kanunsuz, hukuksuz yapılan hiçbir işlem yoktur. Beni ekibimi itibarsızlaştırmak istiyorlar. Bu açık. Bu saldırılarla karşılaşınca ben ve ekip arkadaşlarım “demek ki doğru insanların ayağına basmışız” diyoruz.

 

Şahsınıza sosyal medya üzerinden tehditler savrulduğunu da biliyoruz. Bu tehdit edenlere ve iddia da bulunanlara karşı hukuk yoluna gidecek misiniz?

15 Temmuz gecesi ve sonrasında hakaretler ve tehditler aldım. Bu konuda tüm hukuki haklarımı kullanıyorum.

 

Sayın Rektörüm görünen o ki Aydın sizi çok seviyor. Olur, da ileride siyasi açıdan bir teklif gelir ise bu Belediye Başkanlığı, milletvekilliği olur. Düşünür müydünüz?

Kesinlikle böyle bir düşüncem yok. Bizler devletimize ve milletimize faydalı olmak isteriz. O düşünceyle üniversite yönetimine talip olmuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir ederlerse bir dönem daha rektörlük yapmak isterim.

Daha önce defalarca söyledim. Basında, kamuoyunda bu söylentiler var. Gün geçtikçe de çığ gibi büyüyor.

Benim için net olan tek bir şey var. O da iki yıl daha rektör olarak üniversite için durmadan çalışmak. Rektörlük görevini ilk devraldığımda stratejik planımızı kısa, orta ve uzun vade olarak yaptık. Bu iki yılın sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız takdir ederse, orta ve uzun vadede yapmayı planladığımız projeleri gerçekleştirmek için bir dönem daha rektör olarak üniversiteye hizmet etmek isterim. Fakat dediğim gibi takdir Sayın Cumhurbaşkanımızın.

Bu bir yen inanıyorum ki bu bayrağı kim daha u bayrağı Ben ADÜ Rektörü olarak bir dönem daha görev almak isterim.

 

Değerli hocam FETÖ ile mücadele eden ve onlara rağmen göreve gelen biri olarak bize yaşadıklarınızda göz önüne alarak FETÖ’yü tarif eder misiniz yani nasıl bir yapı ile mücadele ediyorsunuz.

Öncelikle çok organize bir yapıdan bahsettiğimizi belirtmeliyim. İstihbarat ayağı olan, ekonomi ayağı olan, uluslararası bağlantıları da olan oldukça organize bir yapıdan bahsediyoruz. Eğer FETÖ’yü okurken onu sadece “Gülen” hareketi olarak okursak yanlış yapmış oluruz. Zaten böylesine karışık bir örgütü Fetullah Gülen’in kurması ve yönetmesi mümkün değildir. Buna Fetullah’ın ne aklı, ne de zekâsı yeter. Doğru dürüst iki kelimeyi bir araya getirmeyi beceremeyen, yıllardır Amerika’nın kucağındayken sözüm ona millete vaaz eden bir mahlûkun uluslararası bir örgütü yönettiğini söylemek sadece aklımızla alay etmek olur. Bu çerçeveden bakıldığında Fetullah’ın büyük bir maşa olduğu açıkça görülmektedir. FETÖ elebaşı, Türk tarihinde kendi kişisel istikbali için vatanını satan onlarca hainden sadece birisidir. Tarihe baktığınızda bu hainler hep olmuş, bundan sonra da olacaktır. Ama Türk her zaman bu hainlere haddini bildirmiştir.

Son olarak okuyucularımıza, öğrencilerinize iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Millet söylenecek sözü zaten 15 Temmuz gecesi söylemiştir. Yüreğini ortaya koyarak, bedenini tankların altına sererek, kanını akıtarak söylenecek her şeyi söylemiştir. O gece ve sonrasında vatan hainlerine karşı dimdik duran herkesten Allah razı olsun.