Spiritüel narsistler… Yoga herkese iyi gelmez

Yoga, “aydınlanma” olarak bahsini duyduğumuz kurtuluş haline erişme yollarından biridir. Kökleri, Hindistan ve Pakistan’ı da içerisine alan Güney Asya bölgesinde bulunur. Günümüze kadar yaklaşık 3500 yıllık bir serüvenden geçmiş, çeşitli yorumlar kazanarak farklı geleneklere ayrılmış yoga ve meditasyon, bugün sosyal medyadaki en süslü paylaşımların odak noktası. Bu paylaşımların fotoğraflarına eşlik eden yazılar kimi zaman spiritüel kitaplardan alıntı, kimi zaman da fotoğrafın bizzat sahibine ait düşünsel ürünler. Ancak merkezinde çoğunlukla aynı tema mevcut: “Ben çok önemliyim, benim mutluluğum öncelikli. Yoga yaparsan sen de böyle olursun, yoga yap mutsuzluğundan kurtul.”

YOGA VE MEDİTASYONA GÖRE KURTULUŞ

İnsanı kurtuluş, özgürleşme veya aydınlanmaya götürecek yollar, Güney Asya’nın edebî ve felsefi eserlerinde gösterilir. Bu eserlere göre insanın dünyada fiziksel olarak tecrübe ettiği her şey bağlayıcı ve yanıltıcıdır. Felsefi okullar ise bu yanlış gerçeklikten kurtuluş için insanlara çeşitli yöntemler önerir.

Yoga felsefesine göre aydınlanmaya giden yol meditasyon, etik davranış ve öz disiplinden geçer. Öz disiplin fiziksel ve zihinsel uygulamalarla sağlanır. Etik davranışlar düzenlendikten sonra sıra beden terbiyesine gelir. Beden kontrol altına alındığında da nefes dengeye girer. Sonrasında ise duyular ve duygular dizginlenir. Böylelikle odaklanma mümkün olur. Kesintisiz odaklanma, meditasyon halini getirir. İşte bu meditasyon hali kesintisiz olduğunda kurtuluş kaçınılmazdır.

KİŞİ KENDİNİ BİLMELİ

Teoride yoga ve meditasyon yolları, insanı modern hayatın çilesinden kurtarabilecek bir yapıya sahip. Yöntemler, yüzyıllara meydan okuyarak günümüze kadar aktarılmış. Ancak uygulama kısmı gerçekten bu sonuçları sağlıyor mu?

Association for Psychological Science’ta yayınlanan akademik bir araştırmaya göre, teoride benliği ortadan kaldırması gereken zihin-beden pratikleri, uygulamada tam tersine bencilliği körüklüyor. Bu araştırmada yoga ve meditasyon öğrencilerinin gelişimleri belirli bir süre boyunca takip ediliyor. 93 yoga öğrencisi 15 hafta, 162 meditasyon uygulayıcısı 4 hafta üzerinde gözlemlendiğinde ortaya çıkan sonuç şöyle: Ne yoga ne de meditasyon egoyu tamamen ortadan kaldırır, tam tersine benmerkezciliği körükler.

BENMERKEZCİLİK

Felsefi metinler “BEN” algısının yarattığı engelleri ve ızdırabı defalarca anlatmışken, günümüzde yoganın faydaları arasında “egoyu ortadan kaldırmak” vurgulanırken, uygulayıcılar nasıl benmerkezci hale gelebiliyor? Yukarıda bahsi geçen psikolojik araştırmaya göre, günlük olarak sürekli tekrar edilen beceriler benmerkezciliği beraberinde getiriyor. Spiritüel narsizmin başlangıç noktası belki de burası.

Yoga ve meditasyon, kimileri üzerinde gerçekten benmerkezciliği dizginleyen, özdisiplini geliştiren ve manevi kurtuluşa götüren bir etki yaratabiliyor. Ancak bazı eğitmenler tarafından vurgulanan “sen yoga bilgisiyle tanıştın ve çok şanslısın; yoga yapıyorsun ve çok iyisin” gibi ifadeler tam tersi sonuçlara sebep olabiliyor. Sosyal medyanın yaygın kullanımı da bu durumu körüklüyor.

Yoga pozlarının yanı sıra meditasyon özçekimleri, olumlamalar, son moda yoga kıyafetleri veya matlar, bu paylaşımlara alınan reklamlar, dünyevi dileklerin gerçekleşmesi için sunulan spiritüel yöntemler… dünyeviyattan kurtuluş her geçen gün daha da imkânsız hale geliyor.

“BEDENİNİ SEV”

Yoganın temel metinlerinden sayılan Yogasutra’da sıralanan etik davranışlar içerisinde beden temizliği de yer alır. Bu metne göre temizlik kuralına uyan kişi, “kendi bedeninden tiksinir ve başkalarıyla teması keser”. Çünkü yoga felsefesinde beden kirli kabul edilir; hastalıkların evidir, yaşlanmaya ve yok olmaya mahkûmdur. Bu özellikleri sebebiyle aydınlanma önünde engel olarak görülür. Bedene bağlı yaşamak, ızdıraba sürükleyecektir. Ancak modern dönemde özellikle de Yeni Çağ akımlarının başlattığı “kendini sevme” furyası yoga alanına nüfuz etmiş ve öğretiler içerisinde bulanıklık yaratmaya başlamıştır.

SPİRİTÜEL ÜSTÜNLÜK KOMPLEKSİ

Kişinin spiritüel uygulamalar sayesinde bireysel olarak iyi hissetmesi ile yersiz bir şekilde kendini yüceltmesi arasında büyük bir fark vardır. Elbette kişinin kendisiyle barışık olması, kendine olumlu bir yaklaşım içerisinde kalması psikolojik sağlığı ve gelişimi açısından önemli. Ancak bu öz-sevgi, “Ben aydınlandım, sen aydınlanmadın” sendromuna yol açıyorsa tehlikeli sulara girilmiş olabilir.

Spiritüel üstünlük kompleksi, yoga ve meditasyon uygulayıcıları arasında gözlemlendiği kadar enerji ve şifa çalışmalarına kendini adamış kişilerde de sıkça karşılaşılır. Bu komplekse kapılanlar, gerçek manevi gelişimin getireceği alçakgönüllülüğün tam zıttı yönde, spiritüel elitizme kadar uzanan bir yelpazede kendilerini diğer insanlardan üstün görürler. Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre enerji çalışmalarıyla ilgilenen bireylerdeki spiritüel üstünlük puanı, mindfulness (farkındalık) çalışmalarını sürdürenlere kıyasla daha yüksek çıkmıştır. Oysaki spiritüelliğin kökeninde tevazu, merhamet, tüm varlıklarla kendini bir görme esastır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx